28 Ocak 2017 Cumartesi

Dünyayı Güzellik Kurtaracak || Fyodor Mihailoviç Dostoyevski


"Dünyayı Güzellik Kurtaracak", Dostoyevski'nin tüm eserlerinden özenle derlenmiş bir seçkidir. "İnsan olmanın sırrı kişinin yaşamasında değil, uğruna yaşayacağı bir şeyi olmasındadır." "İnsanın mutluluğu keşfetmesi için tek bir gün yeterlidir." "Muhtemelen tüm hayatım boyunca hiçbir şeye başlamamış ya da hiçbir şeyi bitirememiş olduğum için kendimi zeki biri olarak görüyorum." "İnsanlar dertlerini saymaya bayılırlar, çok azımız mutluluklarını hesap eder."

Sayfa Sayısı: 96
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Aylak Adam

                                                                          ⭐⭐⭐

Kısa ama harika bir kitaptı. Daha doğrusu derleme desek daha yerinde olur. Dostoyevski'nin birbirinden güzel sözlerinden oluşmuştu. Çok etkileyen cümleleri var benden söylemesi. 
Beni en çok etkileyenleri yazıp gidiyorum...



Cahilliğin verdiği arsızlıktan daha kötü bir şey yoktur.



Neye mal olursa olsun ve nelere yol açarsa açsın insanın gerçekten istediği tek şey özgür iradedir.



Ah Tanrım! küçücük bir mutluluk anı neden geri kalan hayatım için yeterli değil?



Ah alçak insanoğlu, nasıl da kolay alışıyor her şeye!



Delirmek gibi bir planım var.


Kendine sor: "Hayallerin şu an nerede?" Kafanı salla ve yılların ne çabuk geçtiğini gör. Şimdi kendine tekrar sor: "En güzel yıllarında ne yaptın? Hayatının en güzel günlerini nereye gömdün? Sen gerçekten yaşadın mı?" Dünyanın nasıl soğuk bir yer haline geldiğini kendine itiraf etme vakti geldi. Yıllar geçecek, yaşlanacaksın ve korkunç bir yalnızlık, derin bir mutsuzluk ve çaresizlik benliğini saracak. Hayal dünyan soluklaşacak, hayallerin sonbaharda dökülen yapraklar gibi birer birer solarak ölecek.

Devamını oku

Yorum: Paramparça (A Wicked Saga #2) || Jennifer L. Armentrout




Kararsızsan paramparçasın! İnsanlardan beslenen korkunç Faelere karşı dünyayı korumak yeterince zor değilmiş gibi, Ivy şimdi bir de Fae Prensi'yle mücadele etmek zorunda. Faelere dünyanın kapılarını açacak ve insanlığın sonunu getirecek kişi, bir Buçukluk. Ve o Buçukluk, Ivy'nin ta kendisi. Düzen'le birlikte mücadeleye devam mı etmeli, yoksa Düzen'den sakınmalı mı?

Prens'le nasıl savaşmalı? Aşkını nasıl korumalı? Şimdi dünyanın kaderi Ivy'nin ellerinde. Hemen harekete geçmezse. Hem yüreği hem de dünyası paramparça olacak.

Sayfa Sayısı: 396
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: DEX
Çevirmen: Tülin Er

⭐⭐⭐

Paramparça bitti... Şimdi ben dex üçüncüyü çıkarana kadar iptalim 😑
Öncelikle bir eleştirim var. Onu dile getireyim sonra nasıl ayılıp bayıldığım yazacağım 😂
Kadın karakterler hep tahmin edilen şey olmak zorunda mı ? Mesela Alex'in melez olması, yakın zamanda ki karanlık elementlerden Layla'nın da aynı şekilde melez olması ve en son Ivy'nın buçukluk(melez) olması... Böyle olunca artık biraz farklı olaylara yönelmesini ister oldum. Yani beklenilenden farklı olması ya da en azından diğer kitaplarındaki benzerliklerinden kurtulmasını istiyorum. Ama sadece bu açıdan eleştiriyorum yazarı. Karakterleri ve heyecanlı,akıcı anlatımı her zamanki gibi çok iyiydi.
Ivy-Ren-Tink üçlüsü kırdı geçirdi ortalığı. Özellikle Tink ve bu kitapta dönüştüğü muhteşem haliyle beni benden aldı. İlk kitaba göre fae alemini daha iyi anlatmış bu yüzden daha çok akıcıydı. Ve Ren Ivy yakınlaşması kitabın sayfalarını alev alev yaktı 😍
Tink olmasa kitap biraz daha olay odaklı gidermiş ama iyi ki öyle olmamış komik diyalogları ile güzel bir harmanlanmış kitap.
Eh kötüler de her zamanki gibi kitapların olmazsa olmazı. Fae Prens, Ivy'nın peşinde. Onu hamile bırakarak tüm fae alemini dünyaya getirmeyi amaçlıyor. Ve onu durdurmak sanırım en en zorlu şey olacak. Acayip nefret ettim şu Prensten.. Özellikle bizim ikiliye yaptıkları kitabın sayfalarına dalıp, boynunu gövdesinden ayırmak ile gözlerini oymak arasında gidip gelmeme sebep oldu.. (seri katil ve düşünce dünyası 😂)
Kitapta kime güveneceğime karar verememişken, son sayfalar da olan gelişmeler iyiler geldi dedirtti. AMA tahmin etmiştim ve bu beni epey üzdü. Yazarın bir an önce şu benzerliklerinden kurtulması lazım. Tüm kitaplarını okumuş olan ben artık diğer serilerinden yola çıkarak çıkarımlarda bulunabiliyorum ve bunların tutması da fena halde canımı sıkıyor...
Yinede seviyorum bu kadını ya.
Güzel bir seri eksikleri olsa da tavsiye ederim. Ama ilk kitapta dediğim şeyi yine diyeceğim; ben Fae alemini Karen Marie Moning 'den okumayı seviyorum. 4/5


İlk kitabın yorumu için BURAYA 

Devamını oku

28 Kasım 2016 Pazartesi

Yorum: Amy A. Bartol || Keder (Öngörü Serisi #4)



İrlanda kıyısını ilk kez gördüm. Sarp kayalıklar dehşet içinde titrememe neden oldu. Uzun zaman önce, nasıl kimse fark etmeden Gancanaghların burayı evleri yaptığını aklım almıyordu. Soğuk, yosun kaplı yapı Gancanaghlar diye bağırıyordu bangır bangır. Yere düşen taşların arasındaki gölgelere baktığımda ölümsüz peri hatlarının kayayı tutmuş olduğunu ve gemimizin yanlarına gelmesini beklediğini hayal ettim.

Yüzümü gökyüzüne kaldırdım ve yağmurun beni yıkamasına izin verdim. Korkudan alnımda biriken soğuk teri götürmüştü.

Evie, Reed ve arkadaşları Gancanaghlardan kaçıp Zephyr'in adasına gitmişlerdi. Ancak Brennus onları bulmayı başarmış, Evie'yi yeniden elde edebilmek için planlar kurmaya başlamıştı. Evie artık Brennus'un ne kadar ileri gidebileceğini bildiğinden korkuyla gelecekleri ânı beklemekteydi. Evie'nin bilmediği şey ise Serafim olan babası Tau'nun onu aradığıydı. 

Peki ama Evie hem Russell ile olan geçmişlerinin sırrını çözüp hem de kendisini koruyabilecek miydi?

Sayfa Sayısı: 544
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yabancı
Çevirmen: Merve Özcan

⭐⭐⭐

Şuan kitabı övmekten başka hiçbir şey yapmak istemiyorum. Ama öncelikle eleştirdiğim birkaç noktadan bahsedeyim sonra methiler düzerim.
İlk olarak neden her yeni karakter, “Evie aşkından ölüyorum. Sen sadece benimsin!” modunda? Tam Russell bitti derken Xavier diye bir manyak geldi… Birde Brennus var zaten onu unutmak imkansız.. İkincisi de Russell’ın Anya ile olan yakınlaşması. Bu yakınlaşma biraz hızlı olduğu için bana samimiyetsiz geldi. Yani ilk başlarda öyleydi neyse ki sayfaları çevirdikçe bu duruma alıştım. Olaylar yeterince çeşitli ve hareketli yani ne ararsan var. Bu yüzden de ekstra bir şeyler katmak için yeni karakterleri ekleyip, onu da sürekli Evie’nin peşine düşen biri yapmak açıkçası biraz sıkmaya başladı.
Hava epey bir kasvetliydi bugün. İstanbul kapkaranlıktı ve ben tam o sıralarda bu kitabı bitirmemek için direniyordum. Ah bir de o son sayfaların duygusallığı yok mu? Havada böyle olunca resmen olayların içine girdim, kitabı yaşadım… Kesinlikle heyecanı üst seviye de tutan bir kitaptı. Ve ilk kez Russell ağzından olan bölümler sinirlerimi zıplatmadı. Sebebi sanırım artık Reed ve Evie’nin arasına girmeyecek olması. Bu yeni gelişme ‘team Reed’ diyen bizleri epey sevindirecek gibi. Bir de artık Reed ile kanka olacaklar desem yeridir😂
Evie bu kitapta ince bir ipin üstünde yürüyor. Bir taraftan babası Tau (amacını henüz anlayamadım.) diğer taraftan Brennus ve Xaiver. Eh üstüne bir de kızın ruhunun cehennemde olmasını isteyenler derken hangi olaya odaklanacağınızı şaşırıyorsunuz. Ama bu durum beni rahatsız etmedi aksine acayip heyecanlandırdı. Zaten serinin özelliği bana kalırsa bu, birden çok olayın gerçekleşmesi. Bir de yeni karakterler var. Anya dışındakileri kesinlikle sevmedim. Ah bir eleştirim daha var. Anya’nın konuşmaya çalışmasını neden turistlerin Türkçe konuşmaya çalışması gibi çevirmişler? “Ben gitmek, sen gelmek…” şeklindeki diyalogları sinirlerimi bozdu.
Her kitap daha da iyiye gidiyor bence. Umarım diğer kitap çabuk çıkar da çözülmemiş meseleleri açıklığa kavuşturur. Bu aralar beni merakta bırakmayacak şeyler yapmam lazım zira çatlayacağım. Teen Wolf’un yeni sezonunun 2. Bölümünü bitirirken de bu duygular içerisindeydim.  “Where is Styles” ve “Remember ulan!” diye evin içerisinde dolaşıyordum. Şimdi de “Evie ve Tau karşı karşıya mı? Xaiver tam olarak kim?” diye dolaşıyorum… Kader işte. 😔 4/5

Serinin diğer üç kitabı yorumlandı onlara da şöyle bir bakın isterseniz. Tık tık.

Neyse efendim sizlere bol kitaplı günler diliyorum ve sıradaki kitabımı seçmek için kitaplığa doğru yol alıyorum ben.


Hoşça kalın !



"Sensiz kaybolurum Evie. Sadece gözlerinin içinde var oluyorum."



"Gerçeğin yalan olduğundan şüphe duy..." Reed'e doğru düştüm. Bana sarılarak göğsüne bastırdı. "Ama sevgimden şüphe duyma asla..." sesim, boynumdaki ve göğsümdeki diş izlerinden kan akmaya başladığında kesildi. Reed'in mükemmel yeşil gözlerine bakarken tüm kuvvetim gitmişti. Ve o anda Reed'in kulağıma doğru fısıldadığını duydum. 
"Seni en güzel ben severim, en güzel ben, inan."
Devamını oku

16 Kasım 2016 Çarşamba

TÜYAP || KASIM 2016




Selam arkadaşlar!

Birkaç gündür Tüyap yazısı yazacağım diye ortada dolanıp duruyordum. Bugüne denk geldi. Hava kapalı, yağdı yağacak cinsten. Yani tam kitap okumalık, yazı yazmalık bir hava. Değil mi?
Biliyorsunuz 3 senedir Tüyap benim vazgeçilmezim ve sanırım öyle olmaya da devam edecek. Eleştirdiğim çok yönü olsa da orada saatlerce kitaplar hakkında konuşmak, istediğin her kitabın sadece bir kaç adım ötede olduğunu bilmek güzel bir duygu. Bilinçli birçok kişinin değindiği, birbirinden güzel konuşmalar 'hiç bitmese' dedirtiyor inanın. Kitabın yanında sanat kısmında da harika eserler vardı. Pek anladığım söylenemez ama kendimce bir kaç sonuç / anlam çıkardım. 😂 Uğradığım çoğu stand görevlileri hem çok ilgili hem de her şeye hâkimlerdi. Marmara çizgidekiler özellikle harika sohbet içine giriyor... Ama ben yine maalesef hafta sonuna denk getirdiğim için çok çok kalabalıktı. Bazı insanların davranışları sizi sinir krizine kadar sürükleyebiliyor. Sanat kısmında gezerken tellerden yapılmış, yerde yatan bir at vardı. Bir adam, (yanında çocukları) elinde yiyeceği, ayağıyla yerdeki figüre dokunup garip garip gülüyor. E babayı örnek alan çocuklarda aynısını yapınca bir uyarı aldılar.. Şimdi ben bu davranışı niye anlatıyorum sorusuna gelmeyelim. Ne demek istediğimi siz anladınız bence. 🙂
İndirimler inanın internette daha fazladır. Bu bir klasik, Tüyap kesinlikle indirimlerin yeri değil. Tabi ki öyle popüler olmayan yayın evlerinin kitaplarını bu kategoriden ayrı tutuyorum.

Öncelikle ister önyargı deyin ister başka bir şey PEGASUS yayınlarının önünden dahi geçmedim. Bana göre işi çok fazla abartan, kitaplarını ulaşılmaz yapan bir yayınevi. Okumayı bu kadar zor yaparsanız insanlarında size vereceği bazı tepkiler olur kusura bakmayın… Ama aldığım haberlere göre son çıkan kitaplarını etiket fiyatına satıyormuş. Bu da iyi ki uğramadım dememe neden oldu.  

Yabancı yayınları, Artemis, Dex buralarda %25 civarındaydı indirimler… Ama Parodi, Aspendos, Go! ‘ da çok fazla indirim vardı. Epsilon da 3 kitap 20TL klasik kampanyası bu senede vardı. Dex yine 5-10 lira olan kampanalarını bizlere sunmuştu.

Arkadya Bitterde durumlar neydi bilmiyorum. Çünkü ona da kızgındım.. Malum Tutku oyunları serisini bölüp bölüp durduğu için…

Everest yayınlarında da çok güzel indirimler vardı. Hasan Ali Toptaş kitapları 9- 13 TL arasındaydı.
Metis yayınlarının setlerinde çok güzel indirimler vardı… 5 kitaplık setler 35 lira civarındaydı.
Artemis yayınları, tek kitapta alsan 5 kitapta alsan fark etmiyor hepsinde de kitapları çantaya koyup veriyor. Ben tek kitap aldım çantayı kaptım J

İletişim yayınlarında da %25 civarında indirimler vardı. Yunan Mitolojisi kitabı 35 TL'den 25 TL'ye çekilmişti. Böyle bir kaç kitap dışında özel fiyatlar yoktu.

Ve son olarak Mor Çatıya uğradım. Kadına dair birkaç şey alıp yardım olsun istedim. İki kitap (biri çok çok kalın) 15 liraydı. Seviyorum böyle yerleri. Öğrenmen, bilinçli olman için neredeyse bedava verecekler kitabı J

Böyle işte arkadaşlar güzel bir Tüyap daha bitti. Dediğim gibi indirimleri beni tatmin etmese de ortam güzel, insanlar güzel. Uğrayabilirseniz mutlaka uğrayın. Şimdilik hoşça kalın J



Yukarıda gördükleriniz de benim Tüyaptan aldıklarım :)  

Devamını oku

11 Kasım 2016 Cuma

Yorum: Hesaplaşma (Tutku Oyunları Serisi, #3) || Aleatha Romig

Eski alışkanlıklara karşı yeni başlangıçlar…
Oyunun gidişatını etkileyecek, kimsenin aklına gelmeyen bir taş…
Ve sonucu değiştirecek beklenmedik bir hamle!

Claire, korkuları ve güçsüzlüğü ile yüzleşti. Şimdiyse gerçek hisleri ile hesaplaşmak zorunda. Yeni keşfettiği bu güç, Tony'yi dizleri üzerine çöktürmeye yetecek mi? Yoksa bir kez daha o karanlık esarete boyun eğen kendisi mi olacak?

Geçmişin günahları bir bir ortaya dökülürken, yıllardır gömülü kalmış sırlar da açığa çıkıyor. 

Claire ile Tony'nin hayali satranç oyununda bu kez atılacak her adım çok daha tehlikeli ve her hamle, bir öncekinden daha riskli. Özgürlük, huzur, aşk… Artık bunların hiçbir önemi yok, çünkü Claire'in kaybedecek çok daha önemli bir taşı var. Ve onu korumak için her şeyini feda edebilir.

Tutku Oyunları'nda üçüncü round başlıyor.

Sayfa Sayısı: 380
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Bitter
Çevirmen: Esra Çetin

⭐⭐⭐

Nedensizce… Nefret ede ede… Okuyorum bu seriyi J Bu neydi yahu! Şimdi ben Anton’u sevmiyordum. Hatta sevmemeye yemin etmiştim ama sanki duygularım kendisine karşı birazcık azcık değişmiş olabilir. Ama emin de değilim.
Seri kaldığı yerden, pardon yayın evinin daha fazla kazanması için kitabı böldüğü yerden devam ediyor. Olaylar ve hareketlilik bu kitapta çok daha fazlaydı. Her şey düğüm oldu derken son sayfalar biraz anlamamı sağladı bazı şeyleri. Claire’in peşindeki adam, Anton’un evindeki kişilerin aslında kimler oldukları, geçmişinden kesitler ve son sayfadaki şimdi ne olacak soruları ile serinin en beğendiğim kitabı oldu kendileri. Hala ilk kitap içimde bir yaradır ama bu kitap AZ da olsa telafi etti ilkini. Konudan bahsedemeyeceğim çünkü kitaplar o kadar iç içe ki birinci kitabı özetleyip ikinciden azcık bahsedip öyle bu kitaba gelmem gerek. En iyisi önceki kitaplar hakkındaki yorumlarıma bakıp öyle bu sayfaya gelin J


Bu arada Harry sevemedim seni…  

Diğer kitap ne zaman diye soracağım hiç aklıma gelmezdi ama diğer kitap ne zaman? J

3,5/5
Devamını oku

28 Ekim 2016 Cuma

Yorum: Serbest Düşüş || Leah Reader


Her gece ışıkları görüyorum. Tüm dünya mutlu olmanın sırrını bulmuş da kimse benimle paylaşmıyormuş gibi geliyor.
On sekizime yeni girdim; şimdiye kadar yaşıtlarım gibi hayatımı doludizgin, hiçbir sorumluluk almadan, günübirlik yaşadığımı düşünebilirsiniz. Tabii ki hayır. Ebeveynlerim sağ olsun, bu ailede yetişkin olan hep ben olmak zorunda kaldım. Ama okuldaki son senemde bu değişecek çünkü büyük bir film okuluna girmek, annemi rehabilitasyona başlaması için ikna etmek ve koşullar ne olursa olsun, asla ama asla kendi geleceğimi mahvetmemek gibi önemli planlarım var. 
Ancak hayatın da, planları serbest düşüşe geçirmek için kendince yöntemleri var.Erkeklerle olan "ilişkimin" değişeceğini, birini gerçekten sevebileceğimi söyleselerdi gülüp geçerdim. Sonra onunla tanıştım. Hiç beklemediğim bir anda hayatıma giren Evan, gerçek beni, kalbini korumak için duvarlar örmüş o sert kızın ardındaki korkmuş ama güçlü kızı görebiliyor. Şimdi gerçekten mutlu olmak için bir şansım var, kendime izin verebilirsem tabii.
İster aşk deyin, ister serbest düşüş. İkisi hemen hemen aynı şey.

Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Novella Dinamik
Çevirmen: Aslı Özkan

⭐⭐⭐

Arka arkaya böyle kitaplar okumak beni bunalıma sürüklüyor... Gerçi bu sefer ki biraz merak ettirdi. Ve anlatımı beni etkiledi. Depresif bir havası vardı; hem karakterlerin hem de olayların. 
Hayatı çok çok boktan olan bir kızı ve yaşadıklarını anlatıyor kitap. İlişkileri sağlıksız ama sonunda istediğini alan, güçlü bir karakterdi Maise. Evan ise kızın hayatında olan bir yan karakter bana göre. Güçsüz ve silikti. Ama yine de kız ile yaşayacağı olayları merak ediyorsunuz. Çünkü ikisinin konumu, ilişkisi farklıydı. Böyle yasak olacak cinstendi. Anlatımı ilk başlarda benimseyememiş olsam da ileri sayfalar için aynısını söyleyemeyeceğim. Şiirsel ve çok gerçekçi, birazda acımasız.. Okudukça 18 yaşındaki bir kızın böyle bir yaşamının olması sizi moral olarak sıfıra indiriyor. Ama sonunda ise hakketti dediği mutluluğu yaşaması da havalara uçuruyor. Okurken kitabın, olayların içindeydim. Ve yazar size çok güzel yansıtıyor her duyguyu. Ama eksik bir şeyler vardı kitapta. Belki çok bunaltıcı ve karalık, umutsuz bir şeyleri anlattığı için belki de Maise dışındaki diğer karakterlerin beni etkilememiş olması böyle düşündürtüyor olabilir. Bu yüzdende biran önce bitsin istedim. Bitsin ki başka kitaba geçeyim ve son iki kitabı sistemimden atayım :)
 Tavsiye konusuna gelirsek, emin değilim. Okunabilir ama sizi biraz bunalıma sokabilir. 
Öyle arada bırakıyor işte..

Ama söylemeden geçemeyeceğim, güzel tespitler ve güzel etkileyen kelimeler vardı.

3/5



_____



Birine aşık olmak demek bir nevi kendinize aşık olmak demektir. Mükemmel olduğunuzu, korkusuz ve tahmin edilemez olduğunuzu, ışıl ışıl gözlerle size bakan yüzlerce kişinin  arasına girerken ateş saçan bir maytap olduğunuzu anlarsınız. 






Buz gibi bir sinema salonunda, sigara kokan nefesi ve aşırı genç işi parfümüyle,iğrenç bir film izleyip güldük. 



"Sana tutunamam. Kayan bir yıldız gibisin. tıpkı ellerimde ateşin bıraktığı bir iz gibi."




Devamını oku

27 Ekim 2016 Perşembe

Yorum: Kaleydoskop Kalpler | Claire Contreras


Birimiz öyle yaptı.
Terk edip gitti.

Şimdi döndü ve bana, beni bir çırpıda yiyip bitirecekmiş gibi bakıyor. 
Ve öfkeyle birleşen tüm duygularım şimdi bambaşka bir şeye dönüşüyor, beni ölesiye korkutan bir şeye…
Geçen sefer kalbimi kırmıştı.
Bu sefer kalbimi tamamen yok edecek, biliyorum.

***

"Kaleydoskop Kalpler, Claire Contreras'ın hem gerilim hem romantik kitaplar yazabildiğini 
ve size bunları, koltuğunuzun kenarında heyecanla okutacağının kanıtı gibi." 
-Calia Read, Kördüğüm ve Yüzleşme kitaplarının çoksatan yazarı-

"Yepyeni, eğlenceli, samimi, şehvetli ve ana karakteriyle çok lezzetli." 
-Mia Asher, Arsen kitabının çoksatan yazarı

Sayfa Sayısı: 376
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yabancı
Çevirmen: Halime Yazıcı

⭐⭐⭐

O kaleydoskop kalplere benimkini de ekler misin Estelle? Çünkü kitap benim için bir kalp kırıklığından öteye gitmedi. Beklediğim kitap bu değildi. Yani bu kadar boş ve hareketsiz olmamalıydı... 'Neden okudum ki ben bu kitabı?' demek beni üzüyor gerçekten ama neden okudum ? Kesinlikle bana herhangi bir katkısı olmadı. Beni etkilemedi. Heyecanlandırmadı. Öyle dümdüz bir şeydi işte. En azından bahsedilen ilişkiyi biraz karmaşık hale getirseydi ona bile razıydım ama yok. Kitap, "abimin arkadaşısın olmaz." Temalı olsa da son sayfa dışında bunu hissettiren hiç bir gelişme yoktu. 
Elle'nin ölen nişanlısı için ne hissettiğini anlayamadım. Oliver'in -belli ki geçmişte ailesiyle pek iyi anlaşamadığı zamanlar olmuş- onlara imalar dışında hiç değinilmedi ve gerçekten neden önceden Estelle'yi bırakıp gittiğini anlatamadı. Kitap genel olarak böyleydi yani çoğu şeyi anlayamıyorsunuz çünkü size olayları yansıtamıyor yazar. Birkaç konuşma ve bir kaç anlamlı altı çizilecek sözler dışında kitap bomboştu. Sırf bir kaç kelime beni etkiledi diye de tavsiye edemeyeceğim maalesef..

Estelle ve Oliver birbirlerinin ilk aşkları... Ama ikili beraber olduktan sonra Oliver, ertesi sabah kızı bırakıp gidiyor. AMA NEDEN? tek nedeni kızın abisine bağlamak çok saçma ve korkaklık göstergesiydi. Daha sonra Elle ise kendinden büyük ve sanatçı birisi ile nişanlanıyor.. Ve adam ölüyor. Kitap tamda buradan, nişanlısının ölümünden 1 yıl sonrasından başlıyor. Bu anlattıklarım ilerleyen sayfalarda geçmişe dönüp bakılan bölümlerde anlatılıyor. Neyse kızımız, abisinin yanına taşınıyor ve Oli ile karşılaşıyor sonrada bana göre anlamsız olan olaylar olmaya başlıyor.
Birkaç çıkarım ve söz dışında yine söylüyorum boş bir kitaptı. Biraz olsun merak ettirilecek bir şey yoktu ortada. Bir sır, ne bileyim bir olay..hiçbirine denk gelmedim. İkilinin sözde üzüldüğü, acı çektiği bölümlerde o duyguları alamadım. Aralarındaki bağı anlayamadım. Benimseyemedim. Olmamış bu kitap bence... 2/5 
Devamını oku