27 Mart 2016 Pazar

Yorum: Öngörü Serisi İlk 3 Kitap | Amy A. Bartol


Bu meleklerle tanışmaya hazır olun. Bana kalırsa bu seri diğer Melekli serilerden çok farklı. Çünkü seride ne ararsanız var. İblis, vampir, peri, sürgünler, ilahiler ve daha fazlası. Ama en önemlisi burada bir adet yakışıklı ve sizi kendisine çeken güç meleği var. REED! 
Sizlere ilk üç kitabın yorumunu sunuyorum arkadaşlar. Arada böyle toplu yapmak daha çok hoşuma gidiyor. Keyifli okumalar. 
⭐⭐⭐


Evie Claremont üniversiteye başladığında, gördüğü kâbusların biteceğini ummuştu. Ama bitmemişlerdi... En garip durumlarda bile mantıklı bir açıklama bulmaya çalışan Evie'nin hayatında, ikinci sınıf öğrencisi Reed Wellington'la tanıştıktan sonra akla mantığa sığmayacak şeyler olmaya başlamıştı. Reed'e karşı hissettiği anlamsız çekim de işleri iyice karıştırıyordu. Çünkü Reed, Evie'ye hayatta başına gelip gelebilecek en korkunç şeymiş gibi davranıyordu. Yine de ne zaman ihtiyacı olsa, hayatını kurtarmak için Reed oradaydı…

Reed'in sakladığı sır neydi? Evie'nin şüpheleri doğru muydu? Peki, rüyalarında gördüğü o karanlık gelecek kaçınılmaz mıydı?
⭐⭐⭐
Yine harika bir fantastik kitap ve tesadüf ki yine serii. Bir yandan keşke serinin ikinci kitabı çıktığında başlasaydım şimdi kim bilir ne zaman çıkar diyorum bir yandan da vay be harikaydı iyi ki okumuşum diyorum 2.si çıkana kadar ben 3 kere daha üstünden geçerim bu kitabın.
İlk sayfalar da sıkılabilirsiniz. Hatta Evie ve Russell’in(sinir oldum bu çocuğa!) anlamsız, bir an da oluşan yakınlaşmasını yadırgaya bilirsiniz. Aman yarıda bırakmayın çünkü devamı sizi epey şaşırtacak. Konusuna kısaca bir değinirsem; Evie üniversiteye yeni başlayan güzel kendi halinde ara da kâbuslar gören dayısı dışında ailesinden kimsesi olmayan hoş bir kız. Dayısı ile olan yakınlığını sadece ilk sayfalar da okudum ama öyle iyi anlamış ki yazar kitap boyunca karşıma çıkmasa da sanki başkarakterlerdendi. Ve okuldaki herkesin Evie’ye hayran olması biraz sinirlerimi bozdu. Bu kadar mükemmel olmamalıydı çünkü birazcık normallik şarttı kitapta.  Sınıfa adımı atar atmaz Reed ile karşılaşıyor ve olaylar başlıyor.
Reed; kusursuzluğun vücut bulmuş hali.. Ne harika bir şeydi o öyle. Başlar da davranışları kafamı karıştırdı. Azcıkta sinir oldum. Ne bu gizem yeter dedim. Ama Evie çocuğu öyle bir anlatıyor ki benim de ağzımın suları aktı okurken. Hayran olmamak elde değil. Sonlara doğru heyecan doruktaydı. Beni şaşırtan birçok karakter oldu. Ve tekrar ediyorum şu Russell denen çocuğa hiiiç ısınamadım. Umarım 2. Kitapta kendine göre birini bulur. Yoksa Reed’den önce ben devreye gireceğim. 
İyi ki uzun bir kitap olmuş. Her şey yerli yerine oturdu. Ve her şey zamanından önce olmadı. Sıkılmadım hiç. Olayları anlamaya çalışırken o 430 sayfa sanki 100 sayfa gibiydi. Reed ve Evie’nin duygularını anlatma biçimlerine bayıldım. Sözcükler öyle özenle seçilmiş ki aslında ne hissettiklerini o kelimeler de bulup sizde hissediyorsunuz. 5/5
⭐⭐⭐


2012 UTOPYA CON ÖDÜLÜ alan genç edebiyatı serisinde, macera kaldığı yerden devam ediyor. Sürgünlerin dünyasında kâbuslar gerçek oluyor, karanlık gelecek daha da kaçınılmaz hale geliyor...

Evie onu görmemek için gözlerini açmadı ama onun kokusu yine de burnuna doluyordu. Soluduğu havayı yoğunlaştırıyor, Evie'yi kokusuyla… aromasıyla boğuyordu. Titredi. Direnmeliydi. Eğer yeterince güçlü olamazsa, hastalığı şimdi bile ona bulaşmış olan bu avcıyla aynı kadere sürgün edilecekti. Ama artık Evie, ona açtı ve o bunu biliyordu; kendisini kemiren acıyı sonlandırma ihtiyacına güveniyordu. Teslimiyetinin nasıl da tadını çıkarırdı. Evie şimdilik hayattaydı ama aksi için yalvarması ne kadar sürecekti?
⭐⭐⭐

Beğendim mi beğenmedim mi? Bunun kararını vermek zor. İlk kitabı, olayların yeni ve canlılığı tabi Reed’e olan hayranlığım yüzünden beğenmiştim. Ama şimdi Evie’nin yaptığı kocaman aptallığı ve Russell’in bakış açını okumak sinirlenmeme ve sıkılmama neden oldu. Onun yerine Reed’in bakış açısını okumak istedim. (Team Reed!) Ve Evie’nin beyninin level atlamış olmasını
Olaylar yavaş ilerledi. Kaçınılmazda ki gibi ilk sayfalar ağırdı. Tam geçecek dedim Evie’nin büyük, aptal davranışı ve beni nakavt edecek o son vuruş yani Russell’in bakış açısını okumak yüzümü buruşturup evde bir iki tur atmama neden oldu. Yine yeni ve yeniden yazar, son sayfalarda kitabı kurtarmayı başardı. Çünkü yeni karakterler(ya da yeni türler) işin içine girdi. Kaçırılanlar, onları kovalayanlar, dövüşler derken sayfaları hızlıca çevirir oldum. Beş yüz küsur olmasının sebebini şimdi anladım. Yazar, sıkıcı olduğunu varsayıp olayların yönünü değiştirmiş bence! Okuyacak olanlara bilgilendirme, 300 sayfadan sonra olaylar yön değiştiriyor ve güzelleşiyor. Keşke kitabın İlk 300 sayfasını kesip atsaydı yazar ve onun yerine 250 sayfalık, kısa ama sıkılmayacağım bir kitap okusaydım. Bir de söylemeden geçemeyeceğim Neden herkes Evie’e âşıktı? 
Seri hakkında duyduklarım ise; 5 kitaptan oluştuğu ve son üç kitabın çok hareketli olduğu. Umarım aynen dedikleri gibidir. Yoksa başka bir hüsrana kalbim dayanmaz. 3,5/5

"Yani bana bir tırabzanı bükmenin seksi olduğunu mu söylüyorsun?" diyerek kulağına fısıldadım. Bana bakarken gözlerinin içindeki karanlık yüzünden büyülenmiştim.
"Evet, söyledin ve bana insan dilinde dediğinde sana inanmıştım ama bana hiç Melek lisanında beni sevdiğini söylememiştin," dediğinde donup kaldım.
Seksi sesiyle, "Oldukça" dedi.

⭐⭐⭐


2012 UTOPYA CON ÖDÜLÜ

Öngörü serisinde heyecan giderek artıyor. Serinin üçüncü kitabında, Evie’nin kâbusları yavaş yavaş gerçekleşiyor, çevresindeki tehlike çemberi giderek daralıyor… 

Evie gerçekten yalnız kaldığında bir anlığına keder içinde başını öne eğdi. Söylendiği gibi idamına doğru gidiyormuş gibi hissediyordu. İlerlemeye devam ettiğinde taştan bir duvarın üzerinden atlayıp beyaz kır havuçlarıyla bezenmiş bir tarladan geçti. Kâbuslarında gördüğü yel değirmenlerini geçerken kollarındaki tüyler diken diken olmuştu. Fakat tarla, öngörüsündeki sıcağın aksine hoş kokuyordu. Tepeden aşağı, orada olduğunu bildiği kireç badanalı evin ilerisine baktı. Kilise, ahşap duvarlarıyla göğe uzanan kuleleri yüzünden karanlık ve kasvetli görünüyordu. Çatının üstüne gizemli kara bulutlar toplanmıştı, sanki cennet ona yolu gösteriyordu. 

Kâbuslarla gerçeklerin giderek birbirine karıştığı bu dünya da Evie gerçekten yolunu bulabilecek miydi?
⭐⭐⭐
Daha kararlı ve zeki bir Evie görmek inanın beni çok tatmin etti. Diğer kitapta bu kızın dev saçma hareketlerini okurken sinirden yerimde duramamıştım. Üstüne birde Russell bakış açısı eklenince düşünün halimi. Şimdi ise Evie kimi istediğini biliyor ve ona göre hareket ediyor. Daha da güçlü. Ayrıca Russell anlatımına da öyle çok yer vermemiş. Yine Reed'den uzakta gelişen olaylar olsa da bu sefer o kadar fazla olmadığı için mutluyum. Ama bu eksiklik hep var. Reed neden her olayda uzakta olmak zorunda? Benim beklentim beraber düşmanları haşat etmeleri. Sürekli birilerinin Evie'i kaçırıp ondan uzaklaştırması değil! bu yazara bir sitemdir.. Ama her seferinde günün kahramanı olması da ayrı bir şey. Kahramanımız her seferinde tam kızın işi bitti dediğim yerde yetişiyor. Kim ona dokunduysa vahşice öbür tarafı boyluyor. Bu da beni çok çok etkiliyor. 
Kitaptaki olaylar fazla hareketli ve heyecanlıydı. Periler, vampirler, sürgünler, insan bedenine girmiş iblisler... Yeni bir kaç karakter. Ve kötü de olsalar çoğunun çekici olması ... Yani gelinde bana bu seriyi neden sevdiğimi sorun. Bu saydıklarımdan sonra sorabilir misiniz? Hayır.
Eksiklikleri olsa da bana göre güzel bir seri. Her sayfa da farklı bir olay var. Yalnız diğer kitapta da bir kaçırılma olayı olursa artık yazar tek düzeliğini ilan etmiş olacak bunu da belirteyim. Geçen sefer Evie kaçırılmıştı şimdi ise yine birileri kaçırılıyor ama her nasıl olduysa yine dönüp dolaşıp olay Evie'ye bağlanıyor. Sonra bir bakmışız YİNE bizim kız kaçırılmış. Diğer sinir bozucu nokta ise yazarın Evie'nin Reed ile aralarındaki bağı Brennus (Gancanaghların kralı) ile oldukları gibi derin anlatamaması. Adam Evie için bir sürü bilgi topladı, çoğu gücünü ondan öğrendi ama Reed ile bunları çok az gördük. Bu eksiklikler yüzündendir puanım. Sırf bunlar yüzünden tam puanı ilk kitap harici hiçbirine veremedim. Yoksa karakterlere ve olaylara bayılıyorum. 4/5




'Seni seviyorum ve bizi ayırmaya çalışan kimseye merhamet etmeyeceğim... Yemin ederim.' -Reed.

Hiç yorum yok: